05 Ekim 2026 - Pazartesi
---MIŞ GİBİ DEMOKRASİ, OTOKRASİDİR...
---MIŞ GİBİ DEMOKRASİ, OTOKRASİDİR...
Yazar - Murat Kaya
Okuma Süresi: 6 dk.
125 okunma

Murat Kaya
----MIŞ GİBİ DEMOKRASİ, OTOKRASİDİR...
DEMOKRASİ,yalnızca bir yönetim biçimi değil aynı zamanda bir yaşama ve ilişki KÜLTÜRÜDÜR...
DEMOKRASİ kültürü, demokrasinin kurum ve yasalardan ibaret olmadığını, bunların işlerliği/işleyişi için demokratik değerlerin/tutum ve davranışların; bireyde/toplumda yerleşmesi gerekliliğidir.
DEMOKRASİ terbiyesi, bireylerde nasıl oluşur?
***Benim fikrim kadar başkasının da fikrinin değerli olduğunu kabul etmek,
*** Çoğulcu kararlara uyulurken,azınlığın haklarını
yok saymamak,değer vermek,
*** Eleştiriye açıklık/özeleştiri yapmak erdemi/ortak aklı merkeze almak ,
*** Sadece yanıt vermek için değil,birbirimizi anlamak için dinleyebilmek,
*** İnsanların,kişiliğine değil fikrine itiraz edebilmek,
*** Gücü ele geçirdiğinde, muhalifken savunduğun ilkeleri korumak,
*** Hak ararken,başkalarının hakkını korumak,
***Karar süreçlerine katılıp,sorumluluk paylaşmak,
***İnsan onuruna/haklarına saygılı olmak,
*** Sadece soru soran/eleştiren değil sorunun parçası halinden sorunlara çözümde de ortaklaşmak vb. yaklaşımlarla oluşur.
Aristoteles :
"Demokrasi,aydınlanmış yurttaş gerektiriyor." der.
Demokrasiyi ; parmak kaldırıp,indirme haline dönüştürmek otokrasidir.
Ailede/okulda/işyerinde/dernekte/sendikada/partide "denetim odaklı korku kültürü" egemen ise demokrasi kültürü gelişmez.
Bu zeminden gelen ve demokrasi kültürünü içselleştiremeyen bireylerin/toplumun yansıması siyasal yapı/örgütlerde; demokrasi kültürünü oluşturmak da zor iştir,çok emek ister...
Hele de içi boş,tutarsız temsili demokrasiyi dahi içselleştiremeyen toplumda; DOĞRUDAN DEMOKRASİ inşası daha da zor ve daha çok emek gerektirir.
OECD de vatandaş katılımının yalnızca seçimlere katılımdan ibaret olmadığını; politika ve karar süreçlerine katılımın/şeffaflık/hesap verilebilirlik ile demokratik meşruiyeti güçlendireceğini belirtir.
Bir toplumda; seçimler/tüzükler/kongreler/meclisler/sandıklar bulunabilir.Bunlar demokrasinin biçimsel kurumlarıdır.
Fakat kurumsal yapılarda;
İtaat kültürü/lider kültü/kişisel bağlılık/benim adamım-ekibim/vb.yaklaşımı
"korku/dışlama/eleştiriye tahammülsüzlük/ kazanan her şeye sahip olur her dediğini yapar anlayışı hakim olduğunda bu durum, DEMOKRASİ görünümlü OTOKRASİ oluşturur.
Bu yaklaşım ile parti içinde iktidar olunsa da PARTİNİN HALK İKTİDARINI yaratamazsınız...Dışınızda bıraktığınız ilişkileri örgütleyemezseniz.
Oysa gün, tüm toplumsal muhalefetin birleşik mücadelesinde YAN YANA gelme günüdür.
Demokrasi,kurumların toplamından daha fazlasıdır.
Demokrasi söylemi pratikte işler olmaz ise karşılık bulmaz.
Bugünün dünyasında emperyalist kuşatmayı yapanlar,faşizmi tüm coğrafyalara yayanlar, kan-gözyaşı içinde masum çocukların ve yoksul halkların yurtlarıni işgal edenler dahi; "demokrasi götürüyoruz" söylemenin arkasına sığınıyorlar...
Büyük resmi görmeden , ülkemizin geleceğinin adım adım nereye evrildiğini doğru tahlil etmeden ve bunca yaşananlara rağmen önce kendi içimizde ve sonra her ortak mücadelede,YAN YANA gelmedikten sonra partilerde kimin ne olduğunun ne önemi kalır?
Bunu da en çok İKTİDAR talebinde siyaset yapanların hesaba katması gerekir...
Kendi içinde demokrasi söylemi ile otokrat davrananlar, OTOKRASİYE karşı ---MIŞ gibi MÜCEDELE ederler...
Tüm siyasal yapılarda/örgütlerde on yıllardır, ülkemizin temel sorunu budur.
Bunun için siyaset kurumu; bütünleyici/birleştirici/ortak sorunlara karşı;ortak aklı ve ortaklaşa mücadeleyi ,YAN YANA gelerek ,yol almalıdır.
Demokrasi,iktidara gelmeden önce kendi ilişkilerimizde uygulamaya başlamamız gereken KÜLTÜRÜDÜR...
Demokratik işleyiş ilkelere bağlılık ile olur.
İlişkiler kültürü,ilkeler kültürünün önüne geçerse "senin/benim"çıkmazında
kalırız ve de BİZ KÜLTÜRÜNÜ oluşturamayız.
Birlikte nasıl daha güçlü,daha demokratik,daha bütüncül bir toplumsal mücadeleyi ve örgütsel yapıyı yaratabiliriz?
Bu konuda samimi yüzleşme içinde olmalıyız.
Bundan dolayı da kendimize soralım:
Yaşamsal sürecimizde demokrasi mücadelesinin neresinde varız?
Niçin demokrasi istiyoruz?
Yaşamımızda ve yaşamsal ilişkilerimizde önce kendi içimizde ve toplumsal zeminde ne düzeyde demokratız?
Demokrasi kültürü için kendimizde, bulunduğumuz yapılar içinde(dernek/sendika/parti vb.)her birimiz ne kadar katkı sunuyoruz?
Dünün siyasal yetmezliği olan parti içinde iktidar olmak mı PARTİMİZİN HALK İKTİDAR için hep birlikte emek vermek mi? Meselenin özü budur.
Tercihlerimiz, oluşacak sonuçlara giden YOLumuzu ya aydınlatır ya da ...
Bu tarihsel süreçte karar her birimizin ve hepimizin sorumluluğundadır.
Saygılarımla...
5 Ekim 2026/Pazartesi
Murat Kaya/Eğitimci
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları